Bir kimseye 'allah belanı versin', 'cehenneme kadar yolun var' gibi beddua niteliğindeki sözler söylemek, metinde yer alan Yargıtay kararlarına göre neden hakaret suçu oluşturmamaktadır? Bu yorumu, TCK m. 125'te tanımlanan suçun maddi unsurları (somut fiil/olgu isnadı veya sövme) açısından değerlendiriniz.
Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre 'allah belanı versin', 'cehenneme kadar yolun var' gibi beddua niteliğindeki ifadeler hakaret suçunu oluşturmaz. Bu yorumun temel nedeni, bu tür sözlerin TCK m. 125'te tanımlanan suçun maddi unsurlarını karşılamamasıdır. TCK m. 125, hakaret suçunun iki seçimlik hareketle işlenebileceğini belirtir: 1. **Somut bir fiil veya olgu isnat etmek:** Bu, muhatabın şeref ve saygınlığını zedeleyecek, geçmişte veya halen var olan, belirli, ispatlanabilir bir eylemi veya durumu ona atfetmektir. Örneğin, 'Sen rüşvet aldın' veya 'Sen komşunun arabasını çizdin' demek gibi. Beddua, bu nitelikte somut bir isnat içermez. Kişinin somut bir eylemine değil, gelecekte başına ilahi bir güç tarafından kötülük gelmesi temennisine yöneliktir. 2. **Sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığına saldırmak:** Sövme, genel ve soyut nitelemelerle kişiyi toplum nezdinde değersizleştiren, küçük düşüren ifadeler kullanmaktır. Örneğin, 'şerefsiz', 'aptal', 'hayvan' gibi. Yargıtay, bedduayı bu kapsamda bir 'sövme' olarak da kabul etmemektedir. Çünkü beddua, muhatabın mevcut onur ve saygınlığına yönelik bir saldırıdan ziyade, bir temenni, bir dilek ve ilenç niteliğindedir. Kişinin o anki saygınlığını doğrudan hedef almaz, gelecekte kötü bir duruma düşmesini diler. Bu ifadeler, hukuki bir haksızlık isnadından çok, dini veya metafizik bir temenniyi yansıtır. Sonuç olarak, Yargıtay'a göre beddua niteliğindeki sözler, her ne kadar **kaba, nezaketsiz ve rahatsız edici** olsalar da, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını **doğrudan rencide edici boyutta** kabul edilmemektedir. Bu sözler, kişinin şahsiyetine yönelik somut bir lekeleme veya aşağılama içermediğinden, hakaret suçunun aradığı maddi unsurları (somut isnat veya sövme) taşımadığı gerekçesiyle suçun kapsamı dışında tutulmaktadır (Örnek: CGK – 2014/386 karar).