Bir işyerinde işçilerin topluca işi bırakma eylemi, her durumda işveren için haklı fesih nedeni oluşturur mu? Yargıtay 9. HD'nin 26.04.2022 tarihli, 2022/4656 E. sayılı kararında, sendikal bir protesto amacıyla yapılan 4 günlük iş bırakma eylemi, 'süre ve amaç bakımından ölçüsüz' bulunarak haklı fesih nedeni sayılmıştır. Bu kararı, Anayasa ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkı ile işverenin yönetim hakkı arasındaki çatışma ve 'ölçülülük ilkesi' bağlamında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #292197

İşçilerin topluca işi bırakma eylemi, her durumda haklı fesih nedeni oluşturmaz. Anayasa (m. 51, 54) ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal haklar ve toplu eylem hakkı çerçevesinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını veya işyeri uygulamalarını protesto etmek amacıyla yaptıkları kısa süreli ve barışçıl eylemler hukuka uygun kabul edilebilir. Ancak bu hakkın kullanımı sınırsız değildir. Yargıtay'ın 26.04.2022 tarihli, 2022/4656 E. sayılı kararı, bu hakkın sınırlarının **'ölçülülük ilkesi'** ile çizildiğini göstermektedir. Bu ilke, sendikal hak ile işverenin yönetim hakkı ve mülkiyet hakkı arasındaki çatışmada bir denge unsuru olarak kullanılır. **Kararın Analizi:** 1. **Eylemin Meşruiyeti ve Sınırı:** Yargıtay, işçilerin sendikal faaliyetlerdeki bir arkadaşlarının işten çıkarılmasını protesto etmelerinin 'demokratik bir hakkın kullanımı' olduğunu kabul ederek eylemin başlangıçtaki meşruiyetini tanımaktadır. Bu, sendikal faaliyet hakkının korunmasıdır. 2. **Ölçülülük Denetimi (Süre ve Amaç):** Ancak Yargıtay, bu meşru hakkın kullanımının 'ölçülü' olup olmadığını denetlemiştir: - **Süre Açısından Ölçüsüzlük:** Eylemin 26 Ekim'de başlayıp 31 Ekim'e kadar, yani 4 iş günü boyunca devam etmesi, anlık bir tepki veya kısa süreli bir protestonun ötesine geçtiği ve işyerindeki üretimi ciddi şekilde aksattığı için 'süre bakımından ölçüsüz' bulunmuştur. Hakkın kullanımı, işverene orantısız zarar verme aracına dönüşmüştür. - **Amaç Açısından Ölçüsüzlük:** Kararda, işçilerin eyleminin sadece bir protesto olmadığı, aynı zamanda 'işvereni yetkisi kesinleşmemiş bir sendika ile protokol yapmaya zorlamak' amacını taşıdığı belirtilmektedir. Bu amaç, 6356 sayılı Kanun'da düzenlenen yasal toplu sözleşme prosedürünü dolanmaya yönelik olduğu için 'barışçıl olmadığı gibi ölçülü de değildir'. Yani, hak kullanımı yasal prosedürleri baypas etme aracına dönüştürülmüştür. Sonuç olarak, Yargıtay bu kararıyla, sendikal hakların mutlak olmadığını, işverenin meşru menfaatleri ve yasal düzen ile dengelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bir eylem, meşru bir amaçla başlasa bile, süresi, yöntemi ve nihai hedefi itibarıyla orantısız hale gelirse, hukuka uygunluğunu yitirir ve işveren için 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesi kapsamında bir haklı fesih nedeni oluşturur. Bu, 'hakkın kötüye kullanılması' yasağının (MK m. 2) iş hukukundaki bir yansımasıdır.