Hakaret suçunda kullanılan 'lan', 'ulan', 'terbiyesiz', 'saygısız' gibi ifadeler Yargıtay tarafından genellikle 'kaba ve nezaketsiz söz' olarak nitelendirilip suçun unsurlarını oluşturmadığı kabul edilmektedir (Ör: Y18CD-K.2019/8024, Y18CD-K:2020/1765). Buna karşılık 'şerefsiz', 'haysiyetsiz', 'alçak', 'yavşak' gibi ifadeler doğrudan hakaret sayılmaktadır. Yargıtay'ın bu ayrımı yaparken kullandığı temel ölçüt nedir? Bu ayrımın objektifliği ve 'suçta kanunilik' ilkesi açısından doğurabileceği sorunları tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #292185

Yargıtay'ın hakaret suçu teşkil eden ve etmeyen ifadeler arasında yaptığı ayrımın temel ölçütü, sözün **'kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup olmaması'** ve **'kişiyi toplum nezdinde küçük düşürmeye matuf (yönelik) olup olmamasıdır.'** 1. **Kaba ve Nezaketsiz Sözler:** 'Lan', 'ulan', 'terbiyesiz', 'saygısız' gibi ifadeler, genellikle muhatabın kişiliğine yönelik doğrudan bir değersizleştirme veya ahlaki bir töhmet içermez. Bu tür sözler, bir davranışa veya duruma yönelik hoşnutsuzluğu, öfkeyi veya nezaketsizliği ifade eden, toplumsal iletişimde kaba ve rahatsız edici bulunan ancak kişinin şeref ve haysiyetini doğrudan hedef almayan ifadeler olarak kabul edilir. Bunlar daha çok bir 'dışlama' veya 'kınama' niteliğindedir. 2. **Hakaret Teşkil Eden Sözler:** 'Şerefsiz', 'haysiyetsiz', 'alçak', 'yavşak' gibi ifadeler ise doğrudan doğruya kişinin karakterine, ahlaki değerlerine ve toplumsal itibarına yönelik bir saldırı niteliğindedir. Bu kelimeler, kişiye toplum tarafından atfedilen onur ve şeref gibi soyut kavramları inkar eden, onu ahlaken düşük veya değersiz bir varlık olarak niteleyen bir anlam taşır. Bu nedenle 'sövme' fiilini oluştururlar. **Ayrımın Objektifliği ve Kanunilik İlkesi Açısından Sorunlar:** Bu ayrım, doğası gereği yüksek derecede yoruma açıktır ve mutlak bir objektiflik taşımaz. Bir sözün 'kaba hitap' mı yoksa 'hakaret' mi olduğu, söylendiği bağlam, taraflar arasındaki ilişki, yöresel ve kültürel anlayışlar gibi birçok sübjektif faktöre bağlıdır. Bu durum, 'suçta kanunilik' (TCK m. 2) ilkesinin bir unsuru olan 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' açısından sorunlar doğurur: - **Belirlilik Sorunu:** Kanun metni (TCK m. 125), hangi sözlerin hakaret olduğunu tek tek saymaz, soyut bir çerçeve çizer. Bu çerçevenin içini doldurmak yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Ancak içtihatlar da her zaman tutarlı olmayabilir ve benzer kelimeler farklı kararlarda farklı yorumlanabilir. Bu durum, vatandaşın hangi sözün suç teşkil edip etmediğini önceden kesin olarak bilmesini zorlaştırır. - **Eşitlik Sorunu:** Hakimin veya mahkemenin kişisel, kültürel veya sosyal algısı, bir kelimenin yorumunda etkili olabilir. Bu da benzer olaylarda farklı kararlar çıkmasına ve kanun önünde eşitlik ilkesinin zedelenmesine yol açabilir. Örneğin, bir mahkemenin 'kaba hitap' saydığı bir ifade, başka bir mahkeme tarafından hakaret olarak nitelendirilebilir. Sonuç olarak, Yargıtay'ın ayrımı mantıksal bir temele dayansa da, uygulamanın gri alanları ve sübjektifliği, kanunilik ilkesi açısından potansiyel riskler barındırmaktadır.