Bir işçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmazsa işe iade davası açma hakkını kaybeder (İşK m. 20). Yargıtay 9. HD'nin 10.10.2022 tarihli, 2022/12108 E. sayılı kararında, işverenin 01.09.2016'da ihbar tazminatı ödemesinin, feshin 19.08.2016'da yapıldığı savunması ile çeliştiği ve eylemli fesih tarihinin 31.08.2016 olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararı, 'eylemli fesih' kavramı ve 'dürüstlük kuralı'nın hak düşürücü sürelerin başlangıcına etkisi açısından yorumlayınız.
İş Kanunu m. 20'de belirtilen bir aylık süre, hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen dikkate alınır. Bu sürenin başlangıcı, 'fesih bildiriminin tebliği' tarihidir. Ancak uygulamada, feshin ne zaman gerçekleştiği konusunda uyuşmazlıklar çıkabilmektedir. Yargıtay'ın ilgili kararı, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde 'eylemli fesih' ve 'dürüstlük kuralı' ilkelerinin nasıl devreye girdiğini göstermektedir. 1. **Eylemli Fesih Kavramı:** Eylemli fesih, işverenin açık bir fesih bildirimi yapmaksızın, işçinin işe devam etmesini engelleyen fiili durumlar yaratmasıyla iş sözleşmesinin sona ermesidir (örneğin, işe alınmaması, iş verilmemesi). Yargıtay kararında, 19.08.2016 tarihli e-postaya rağmen işçinin 31.08.2016'ya kadar fiilen çalıştığı ve işten ayrılış bildirgesinde çıkış tarihinin 31.08.2016 olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, iş ilişkisinin bu tarihe kadar fiilen devam ettiğini, dolayısıyla hukuki anlamda feshin de bu tarihte veya sonrasında gerçekleştiğini gösterir. Fesih tarihi, işçinin iş görme edimini fiilen yerine getirdiği son gündür. 2. **Dürüstlük Kuralının Etkisi (MK m. 2):** Yargıtay, işverenin kendi içindeki çelişkili davranışlarını da dikkate almıştır. İşveren bir yandan feshin 19.08.2016'da yapıldığını iddia ederken, diğer yandan 01.09.2016'da ihbar tazminatı ödemiştir. Bildirimli fesihte ihbar tazminatı, ihbar süresine uyulmadığında ödenir. Eğer fesih 19.08.2016'da yapıldıysa, işçinin 31.08.2016'ya kadar çalıştırılması ve çıkışının bu tarihte verilmesi çelişkilidir. İşverenin bu çelişkili davranışı, Medeni Kanun m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırıdır ve kendi çelişkili davranışından lehine sonuç çıkarması engellenir ('venire contra factum proprium' yasağı). İşçi, işverenin eylemlerine (çalıştırmaya devam etme, SGK çıkış tarihi) güvenerek hareket etmiştir. Bu nedenle, hak düşürücü sürenin başlangıcı, işçinin aleyhine olacak şekilde, belirsiz ve çelişkili bir e-posta tarihine değil, iş ilişkisinin fiilen ve hukuken sona erdiği somut ve belgeli tarihe (31.08.2016) dayandırılmıştır. Bu yorum, hak arama özgürlüğünü koruyucu bir yaklaşımdır.