Hakaret suçunda, TCK m. 129/2'ye göre eylemin 'kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez'. Buna karşılık TCK m. 129/1'de, eylemin 'haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi' halinde cezada indirim yapılabileceği veya ceza vermekten vazgeçilebileceği düzenlenmiştir. Kasten yaralama dışındaki hangi 'haksız fiiller' TCK m. 129/1 kapsamında değerlendirilebilir? Ceza Genel Kurulu'nun 2020/87 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, borcun ödenmemesi neden bir 'haksız fiil' olarak kabul edilmemektedir? Bu ayrımın temelindeki hukuki mantığı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #292183

TCK m. 129, hakaret suçu için özel haksız tahrik hallerini düzenler. TCK m. 129/1 ve m. 129/2 arasındaki temel fark, tepki gösterilen eylemin niteliği ve bunun hukuki sonucudur. **TCK m. 129/1 Kapsamındaki 'Haksız Fiiller':** Bu fıkra, kasten yaralama ve karşılıklı hakaret dışındaki tüm hukuka aykırı eylemleri kapsar. Haksız fiilin suç teşkil etmesi gerekmez; hukuka aykırı olması yeterlidir. Örnekler: - Bir kişinin malına zarar verilmesi (örneğin, arabasının çizilmesi). - Kişinin eşyalarının izinsiz alınması veya saklanması. - Kişiye karşı trafik kurallarının kasten ve tehlikeli bir şekilde ihlal edilmesi. - Tehdit veya şantaj eylemlerine maruz kalınması. - Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi. **Borcun Ödenmemesinin Haksız Fiil Sayılmaması (CGK-K.2020/87):** Ceza Genel Kurulu'nun kararındaki mantık, 'haksız fiil' kavramının ceza hukuku bağlamında dar yorumlanması gerektiği ve her hukuki uyuşmazlığın hakaret suçunu meşrulaştıran bir zemin olarak kabul edilemeyeceğidir. Borcun ödenmemesi, temelde bir özel hukuk uyuşmazlığıdır. Hukuk düzeni, bu tür uyuşmazlıkların çözümü için icra takibi, alacak davası gibi yasal yollar öngörmüştür. Hakaret, bu yasal yollara bir alternatif değildir. CGK'nın belirttiği gibi, ancak borcun ödenmemesine ek olarak alacaklıyı alaya alma, mal kaçırma, keyfi ve kötü niyetli davranışlar gibi onur kırıcı ek fiiller varsa, bu ek fiiller 'haksız fiil' olarak değerlendirilebilir. Salt borcun vadesinde ödenmemesi, hayatın olağan akışı içinde karşılaşılabilecek bir durumdur ve hakarete bir gerekçe oluşturacak ağırlıkta bir 'haksız fiil' olarak kabul edilmez. Aksi takdirde, tüm alacak-verecek ilişkilerinde hakaretin meşru bir tepki olarak görülmesi riski doğar ki bu da hakaret suçuyla korunan 'şeref' hakkını orantısız bir şekilde zayıflatır.