Bir sanık, soruşturma aşamasında alınan ve aleyhine olan bir tanık beyanının, tanığın duruşmaya gelmemesi nedeniyle CMK m. 211 uyarınca okunarak hükme esas alınmasına itiraz etmektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E. sayılı kararında, gizli tanık ifadesinin tek başına hükme esas alınamayacağı ve sanığın sorgulama imkanı bulamadığı bir ifadeye dayalı mahkumiyetin AİHS m. 6'yı ihlal edebileceği belirtilmiştir. Bu ilkeler ışığında, sıradan bir tanığın (gizli olmayan) duruşmaya getirilemeyen beyanının 'belirleyici delil' olarak kullanılmasının hukuki sınırları nelerdir?
Sanığın, aleyhindeki tanığı sorgulama hakkı (çapraz sorgu), AİHS m. 6/3-d'de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Bir tanığın duruşmaya getirilememesi halinde, önceki ifadesinin CMK m. 211 uyarınca okunması bu ilkeye bir istisna teşkil eder. Ancak bu istisnanın uygulanmasının sınırları vardır, özellikle de okunan beyan mahkumiyet için 'tek veya belirleyici delil' ise. Hukuki Sınırlar: 1. **Belirleyici Delil Olamama Kuralı:** AİHM içtihatları ve bu içtihatları benimseyen Yargıtay kararlarına (örneğin, metindeki Y. 16. CD kararı) göre, bir mahkumiyet, 'sadece veya belirleyici ölçüde', sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkanı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılamaz. Eğer okunan tanık beyanı, suçun sübutuna ilişkin başka hiçbir delilin bulunmadığı veya diğer delillerin çok zayıf olduğu bir durumda tek başına mahkumiyeti taşıyacak nitelikte ise, bu beyanın hükme esas alınması adil yargılanma hakkını ihlal eder. 2. **Telafi Edici Güvencelerin Varlığı:** Eğer okunan ifade belirleyici nitelikte ise, AİHM, sanığın savunma haklarında meydana gelen bu kısıtlamayı telafi edecek güçlü usuli güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını inceler. Bu güvenceler şunlar olabilir: - Mahkemenin, tanığın duruşmaya neden getirilemediğini titizlikle araştırması ve bunun geçerli bir sebebe (ölüm, ulaşılamama vb.) dayandığını tespit etmesi. - Sanığa, okunan ifadenin güvenilirliğine ve içeriğine karşı etkin bir şekilde itiraz etme ve kendi delillerini sunma imkanı tanınması. - Mahkemenin, sorgulanamayan bir tanığın beyanına dayanırken özellikle dikkatli olması ve hükmün gerekçesinde bu beyanın neden güvenilir bulunduğunu, diğer delillerle nasıl desteklendiğini ayrıntılı olarak açıklaması. Sonuç olarak, CMK m. 211 uyarınca bir tanığın önceki ifadesinin okunması mümkün olsa da, bu ifade mahkumiyetin 'tek veya belirleyici delili' olamaz. Eğer olacaksa, bu durum AİHS m. 6'nın ihlali anlamına gelir. Okunan ifadenin hükme esas alınabilmesi için, mutlaka dosyada bulunan diğer yan delillerle (örneğin, belge, başka tanık beyanı, sanık ikrarı vb.) doğrulanması ve sanığa bu ifadeye karşı etkin savunma yapma imkanı tanınması gerekir.