TCK m. 123'te düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu, manevi unsur olarak 'sırf huzur ve sükunu bozmak maksadıyla' hareket etme şeklinde bir 'özel kast' aramaktadır. Yargıtay 2. CD, 2011/5109 K. sayılı kararında, sanığın husumetli olduğu akrabasının evinin önüne hayvan gübresi dökmesi eyleminde bu özel kastın oluşmadığına karar vermiştir. Bu kararı, 'özel kast' kavramının dar yorumlanması ve suçun tipikliği açısından tartışınız. Bu tür bir eylem başka hangi amaçla yapılmış olabilir ki özel kast unsuru oluşmamış sayılsın?
TCK m. 123'ün manevi unsuru, failin tek veya baskın amacının mağdurun psikolojik huzurunu hedef almak olması gerektiğini ifade eden bir 'özel kast'tır. Yargıtay'ın 2011/5109 K. sayılı kararı, bu özel kastın dar yorumlanması gerektiğini ortaya koyan bir örnektir. Kararda, sanığın eylemi her ne kadar objektif olarak rahatsız edici ve hukuka aykırı olsa da, 'sırf' huzur ve sükunu bozma maksadının varlığı konusunda şüpheye düşülmüştür. **Özel Kastın Dar Yorumu ve Tipiklik:** Yargıtay'ın bu yaklaşımı, failin eyleminin arkasındaki nihai motivasyonu sorgulamaktadır. Eğer eylem, birincil olarak başka bir amaca hizmet ediyorsa (ve huzurun bozulması bu amacın bir yan sonucu ise), suçun manevi unsuru oluşmamış sayılmaktadır. Hayvan gübresini dökme eylemi; - **Temizlik veya Kolaylık Amacı:** Sanık, kendi alanını temizlemek için en kolay yol olarak gördüğü bu yöntemi seçmiş olabilir. Bu durumda birincil amaç, kendi alanını temizlemektir, komşuyu rahatsız etmek değil. - **Hak İddiası veya Protesto:** Taraflar arasında ortak kullanım alanına ilişkin bir anlaşmazlık varsa, sanık bu eylemi 'burası benim kullanım alanım' mesajı vermek veya bir protesto biçimi olarak gerçekleştirmiş olabilir. - **Alışkanlık veya Dikkatsizlik:** Sanığın hayvanlarını sürekli orada tutması ve gübrelerin birikmesi, özel bir kasttan ziyade süregelen bir ihmal veya kötü alışkanlık sonucu olabilir. Bu ihtimaller karşısında, sanığın amacının 'sırf' ve 'sadece' mağdurun huzurunu bozmak olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığında, 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) ilkesi gereği suçun manevi unsuru oluşmamış kabul edilir. Yargıtay bu kararıyla, objektif olarak rahatsız edici her eylemin otomatik olarak TCK m. 123 kapsamına girmeyeceğini, failin zihnindeki nihai amacın (saikin) titizlikle araştırılması ve ispatlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, suçun tipikliğinin sadece maddi hareketle değil, aynı zamanda bu özel manevi unsurla tamamlandığını gösterir.