CMK m. 211/1-c, 'ifadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa' önceki ifadesinin okunmasıyla yetinilebileceğini düzenlemektedir. Buna karşılık, CMK m. 210/1 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir' demektedir. Bu iki hüküm arasındaki ilişkiyi, 'doğrudan doğruyalık' (yüz yüzelik) ilkesi ve mahkemenin takdir hakkının sınırları açısından değerlendiriniz. Yargıtay 4. CD, 2014/25530 K. sayılı kararındaki bozma bu bağlamda ne ifade etmektedir?
CMK m. 210/1 ve m. 211/1-c, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'doğrudan doğruyalık' (yüz yüzelik) ilkesinin uygulanma alanını ve istisnalarını düzenler. İki hüküm arasındaki ilişki, bir kural-istisna ilişkisidir. - **Kural (CMK m. 210/1):** Bu madde, doğrudan doğruyalık ilkesinin en katı halini ifade eder. Eğer bir davanın tek delili bir tanığın beyanı ise, bu tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi mutlak bir zorunluluktur. Bu durumda mahkemenin takdir hakkı yoktur. Çünkü mahkumiyet, sadece bu tanığın beyanının yarattığı vicdani kanaate dayanacaktır ve hâkimin, tanığın beyanının güvenilirliğini (jest, mimik, tavır vb.) bizzat gözlemlemesi esastır. Bu, 'belirleyici delil' niteliğindeki tanık beyanına ilişkin bir güvencedir. - **İstisna (CMK m. 211/1-c):** Bu madde, doğrudan doğruyalık ilkesine bir istisna getirir. Tanığın beyanı 'belirleyici' nitelikte değilse, yani diğer delilleri destekleyici veya teferruata ilişkin ise, mahkeme takdir hakkını kullanarak tanığı tekrar dinlemek yerine önceki ifadesini okumakla yetinebilir. 'İfadesinin önem derecesi'nden kasıt budur. Örneğin, olayı gören beş tanıktan dördü dinlenmiş ve beşincinin de benzer şeyler söyleyeceği anlaşılıyorsa, mahkeme bu yola başvurabilir. - **Mahkemenin Takdir Hakkının Sınırları:** Mahkemenin takdir hakkı CMK m. 210/1 ile sınırlıdır. Eğer tanık beyanı tek ve belirleyici delil ise, m. 211/1-c'ye dayanılarak dinlenmesinden vazgeçilemez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/25530 K. sayılı kararında, soruşturma evresinde ifade veren tanıkların usulünce çağrılıp dinlenilmemesi veya dinlenmemelerine dair hukuki bir gerekçe (CMK 211 kapsamında bir karar) gösterilmemesi ve ifadelerinin okunmaması, bu usulî güvencelerin ihlali olarak görülmüştür. Bu karar, mahkemenin tanığı dinlememe kararını keyfi olarak veremeyeceğini, CMK 211'deki şartlardan birine dayandırması gerektiğini ve bu kararını gerekçelendirmesi gerektiğini, aksi halde eksik kovuşturma nedeniyle bozma yapılacağını göstermektedir.