İşe iade davasının koşullarından biri, İş Kanunu m. 18 uyarınca işyerinde 'otuz veya daha fazla işçi' çalıştırılmasıdır. Yargıtay 9. HD'nin 04/02/2020 tarihli, 2019/8764 E. sayılı kararında, adi ortaklık tarafından işletilen bir işyerinde 30 işçi sayısının hesaplanmasında, ortaklığı oluşturan tüzel kişilerin diğer işyerlerindeki işçi sayılarının dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Bu kararı, 'organik bağ' ve 'birlikte istihdam' kavramları ile karşılaştırarak analiz ediniz. Adi ortaklıkta neden farklı bir yaklaşım benimsenmektedir?
İş Kanunu m. 18'e göre, 30 işçi sayısının hesabında 'işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde' toplam işçi sayısı dikkate alınır. Yargıtay, özellikle grup şirketleri arasında 'organik bağ' veya fiili olarak 'birlikte istihdam' durumlarında, işçilik haklarından kaçınmayı önlemek amacıyla, farklı tüzel kişiliklere ait olsalar bile tüm işyerlerindeki işçi sayılarını toplama eğilimindedir. Organik bağ, şirketlerin adres, ortak, yönetici veya faaliyet alanı gibi unsurlarının iç içe geçmesiyle, birlikte istihdam ise bir işçinin birden fazla şirkete aynı anda hizmet vermesiyle ortaya çıkar. Ancak, Yargıtay'ın 04/02/2020 tarihli, 2019/8764 E. sayılı kararında adi ortaklık için farklı bir sonuca varmasının temel nedeni, adi ortaklığın hukuki niteliğidir. Adi ortaklık, Borçlar Kanunu'na tabi, tüzel kişiliği olmayan bir kişi birliğidir; ancak İcra ve İflas Kanunu ve İş Kanunu uygulamalarında, kendisini oluşturan ortaklardan bağımsız bir 'işveren' olarak kabul edilir. Bu nedenle, işveren sıfatı adi ortaklığın kendisine aittir. 30 işçi sayısı hesaplanırken, işveren olan bu adi ortaklığın kendi bünyesindeki (aynı işkolundaki) işyerlerine bakılır. Ortaklığı oluşturan tüzel veya gerçek kişilerin, bu ortaklık dışındaki kendi işyerlerindeki işçi sayıları bu hesaba katılmaz. Zira onlar, adi ortaklık özelinde ayrı birer işveren değil, işveren olan ortaklığın 'ortağı' konumundadırlar. Bu yaklaşım, işveren sıfatının kime ait olduğu sorusuna verilen hukuki cevaba dayanmaktadır.