CMK m. 191/1 uyarınca duruşmanın, iddianamenin kabulü kararının okunarak başlaması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/8-112 E., 2014/38 K. sayılı kararında bu usul kuralına uyulmamasının tek başına bozma nedeni oluşturmayacağı, ancak başka bir bozma nedeninin varlığı halinde bu aykırılığın da bozmaya eklenebileceği belirtilmiştir. Bu kararın hukuki mantığını, 'mutlak' ve 'nispi' hukuka aykırılık halleri bağlamında ve CMK m. 191/3-b'deki iddianamenin okunması zorunluluğu ile karşılaştırarak analiz ediniz.
CMK m. 191/1'de belirtilen 'iddianamenin kabulü kararının okunması' usulü, kovuşturma evresinin başladığını resmi olarak ilan eden, açıklayıcı (deklaratif) bir işlemdir. YCGK'nın ilgili kararında bu kurala uyulmamasının tek başına bozma nedeni sayılmamasının temel sebebi, bu işlemin savunma hakkını doğrudan ve esaslı bir şekilde etkilememesidir. Yani, bu durum 'nispi hukuka aykırılık' olarak değerlendirilmektedir. Hükmün esasına etki etmeyen ve savunma hakkını kısıtlamayan bu tür usulî eksiklikler, tek başlarına bozma sebebi oluşturmazlar. Buna karşılık, CMK m. 191/3-b'de yer alan 'iddianamenin okunması' zorunluluğu, sanığın üzerine atılı suçu ve bu suçlamanın dayanağını oluşturan delilleri öğrenme hakkıyla doğrudan ilişkilidir. Bu, savunma hakkının temel bir unsurudur ve ihlali, sanığın ne ile suçlandığını bilmeden savunma yapmak zorunda kalması anlamına gelir. Bu nedenle iddianamenin okunmaması, savunma hakkını esaslı şekilde kısıtlayan ve tek başına bozma nedeni teşkil eden 'mutlak hukuka aykırılık' hallerine yakın bir 'nispi hukuka aykırılık' olarak kabul edilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/8-112 E., 2014/38 K.). Dolayısıyla mahkeme, iddianamenin kabulü kararını okumamanın hükme esastan etki etmediğini, ancak iddianamenin kendisini okumamanın savunma hakkını ihlal ettiğini ve bu ikinci durumun tek başına bir bozma nedeni olduğunu kabul etmektedir.