İİK m.353 ve m.363'te itiraz ve istinaf sürelerinin başlangıcının sadece 'tebliğ tarihi' olarak belirlenmesi, 'tefhim'in çıkarılması, hak arama özgürlüğü açısından nasıl bir iyileştirme sağlar?
Tefhim (yüze bildirme) durumunda, taraflar genellikle kararın gerekçesini tam olarak bilmeden süreleri işlemeye başlayabiliyordu. Sürenin başlangıcının sadece gerekçeli kararın 'tebliği'ne bağlanması, taraflara kararın tüm gerekçelerini inceleyerek daha bilinçli ve etkili bir şekilde kanun yoluna başvurma imkanı tanır, bu da hak arama özgürlüğünü güçlendirir. (Taslak Madde 50/1-g ve 50/1-ğ metnindeki açıklamalar)