Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3601 E. sayılı kararı uyarınca, TCK m. 299'da Adalet Bakanı izni alınmadan açılan davada mahkeme 'durma kararı' verir. Peki, bu durma kararı süresiz midir? Bakanlığın makul bir sürede cevap vermemesi halinde mahkeme nasıl bir yol izlemelidir?
Durma kararı teorik olarak süresiz değildir. Ceza muhakemesinin 'makul sürede yargılanma hakkı' (AİHS m. 6, Anayasa m. 141) ilkesi gereğince, yargılamanın sonsuza dek durması beklenemez. Yargıtay kararında bu husus belirtilmese de, genel ilkeler çerçevesinde mahkeme şu yolu izlemelidir: 1) Durma kararı verdikten sonra Adalet Bakanlığı'na izin için müzekkere yazar. 2) Bakanlıktan makul bir süre içinde (örneğin 3-6 ay) bir cevap gelmezse, mahkeme bu talebini bir veya birkaç kez daha tekrarlamalıdır. 3) Tüm bu beklemeye rağmen, Bakanlığın ihmali veya kasıtlı olarak cevap vermemesi nedeniyle izin şartı yerine getirilemiyorsa, mahkemenin dosyayı süresiz olarak bekletmesi düşünülemez. Bu durum, sanığın hukuki durumunun belirsiz kalmasına ve makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açar. Bu aşamada mahkemenin, yargılama şartının 'gerçekleşme imkanı kalmadığı' gerekçesiyle, CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın düşmesi' kararı vermesi, adil yargılanma hakkı ilkelerine en uygun çözüm olacaktır. Zira yargılamanın devamı için gerekli olan şart, idarenin (Bakanlığın) eylemsizliği nedeniyle yerine getirilememektedir.