Bir TCK m. 299 davasında, sanığın eyleminin 'basit bir saygısızlık' mı yoksa 'hakaret' mi olduğunun ayrımında hangi kriterler kullanılır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289722

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında (örn: CGK 2017/1106 E.), 'basit bir saygısızlık' ile 'hakaret' arasındaki ayrım, ifadenin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte olup olmamasına göre yapılır. Bu ayrımda kullanılan kriterler şunlardır: 1) **Objektif Değerlendirme:** İfadenin, mağdurun kişisel duyarlılığına göre değil, 'toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre' şeref ve itibarı ihlal edici olup olmadığına bakılır. 2) **Rencide Edici Nitelik:** İfade, kişiyi küçük düşürmeye, aşağılamaya yönelik olmalı, onun sosyal değeri konusunda toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı bir nitelik taşımalıdır. 3) **Somut Fiil veya Sövme:** Hakaret, ya TCK m. 125'te tanımlandığı gibi kişiye somut bir fiil veya olgu isnat etmeli (hırsız, katil gibi) ya da doğrudan sövme (küfür) içermelidir. Nezaket ve görgü kurallarına aykırı, kaba veya rahatsız edici her söz, hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin, bir politikacının politikasına yönelik 'beceriksizce' veya 'yanlış' gibi ifadeler eleştiri veya saygısızlık olarak görülebilirken, aynı politikacıya yönelik 'aptal', 'şerefsiz' gibi ifadeler doğrudan kişiliği hedef aldığı için hakaret sayılır. Ayrım, ifadenin fikre mi yoksa şahsa mı yönelik olduğu noktasında düğümlenir.