Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/838 E. sayılı kararında sanığın ekip otosunda polis memurlarına hakaret etmesi aleni sayılmazken, Yargıtay 16. CD 2017/1441 E. sayılı kararında sanığın 155 polis imdat hattını arayarak görevliye hakaret etmesi suç olarak kabul edilmiştir. İki olayda da muhataplar kamu görevlisi iken, aleniyet ve suçun oluşumu açısından nasıl bir fark vardır?
İki karar arasındaki temel fark 'aleniyet' unsuru ile 'suçun oluşumu' arasındadır. Her iki eylem de hakaret suçunu oluşturur, ancak nitelikli halleri farklıdır. **2016/838 E. (Ekip Otosu):** Bu olayda, hakaret kapalı bir mekan olan ekip otosunun içinde, sadece orada bulunan belirli sayıdaki polis memuruna karşı söylenmiştir. Bu nedenle Yargıtay, eylemin 'alenen' işlenmediğine, yani TCK m. 299/2'deki nitelikli halin oluşmadığına karar vermiştir. Bu, suçun oluşmadığı anlamına gelmez; sadece cezanın artırılmayacağı, temel cezanın (TCK 299/1) uygulanması gerektiği anlamına gelir. **2017/1441 E. (155 Hattı):** Bu olayda sanık, 155 hattındaki görevliye telefonda hakaret etmiştir. Bu suç, gıyapta işlenmiştir. TCK m. 299 gıyapta işlenmesi halinde 'ihtilat' (en az üç kişiyle paylaşma) şartı aramadığı için, hakaretin tek bir görevli tarafından duyulması suçun oluşması için yeterlidir. Yerel mahkeme, bu olayda 'ihtilat unsuru yok' diye beraat vermiş, ancak Yargıtay, TCK 299'da bu unsurun aranmadığını belirterek suçun oluştuğuna karar vermiştir. Bu olayda da aleniyet yoktur, çünkü telefon görüşmesi özel bir iletişimdir. Özetle, her iki olayda da aleniyet yoktur. İlkinde Yargıtay aleniyet artırımının yanlış yapıldığını, ikincisinde ise yerel mahkemenin suçun oluşumu için yanlışlıkla aradığı 'ihtilat' unsurunun TCK 299'da bulunmadığını belirtmiştir.