6706 sayılı Kanun m. 11/1-ç, 'iadesi istenen kişinin, işkenceye veya insan onuruna aykırı bir ceza veya muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe varsa' iadenin kabul edilmeyeceğini düzenler. Bu 'kuvvetli şüphe'nin varlığı nasıl değerlendirilir? Sadece iadesi istenen kişinin soyut iddiası yeterli midir?
Hayır, sadece kişinin soyut iddiası yeterli değildir. 'Kuvvetli şüphe', objektif ve somut verilere dayanması gereken bir standarttır. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken şu tür delilleri dikkate alır: 1) **Uluslararası Raporlar:** AİHM, BM İşkenceye Karşı Komite, Uluslararası Af Örgütü gibi güvenilir kurumların, talep eden ülkedeki cezaevleri, sorgu yöntemleri ve genel insan hakları durumu hakkındaki güncel ve güvenilir raporları. 2) **Benzer Vaka Örnekleri:** Talep eden ülkede, iadesi istenen kişiyle benzer durumda olan (aynı siyasi, etnik gruptan vb.) kişilerin daha önce işkence veya kötü muameleye maruz kaldığına dair kanıtlanmış vakalar. 3) **Kişinin Şahsi Durumu:** Kişinin, daha önce o ülkede bizzat işkence görmüş olması, bu konuda tıbbi raporlarının bulunması veya tanınan bir muhalif olması gibi kişisel özellikleri, iddiasını güçlendirir. 4) **Talep Eden Devletin Güvenceleri:** Talep eden devletin, kişinin AİHS m. 3'e aykırı muameleye maruz kalmayacağına dair verdiği diplomatik güvenceler. Ancak AİHM içtihatlarına göre, bir ülkede işkence yaygın ve sistematik ise, bu tür diplomatik güvenceler tek başına yeterli görülmeyebilir. Mahkeme, tüm bu unsurları birlikte değerlendirerek, kişinin iade edilmesi halinde gerçek bir işkence veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya kalıp kalmayacağı konusunda bir sonuca varır. Kuvvetli şüphenin varlığı, iade için mutlak bir engeldir.