Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/18482 E. sayılı kararında, iddianamede sadece bir mağdura yönelik tehdit suçundan dava açılmışken, mahkemenin eylemi birden fazla kişiye karşı işlenmiş kabul ederek TCK m. 43/2'yi (zincirleme suç değil, aynı neviden fikri içtima) uygulaması, CMK'nın hangi temel ilkesinin ihlalidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289714

Bu durum, CMK m. 225/1'de düzenlenen 'hükmün konusunun iddianamedeki fiil ile sınırlı olması' veya 'iddianame ile bağlılık' (ne ultra petita) ilkesinin ihlalidir. Bu ilkeye göre, mahkeme ancak iddianamede anlatılan ve sınırları çizilen fiil hakkında yargılama yapabilir ve hüküm kurabilir. İddianamede yer almayan bir fiilden veya kişiden dolayı sanığı sorumlu tutamaz. Karara konu olayda, iddianame sanığın sadece mağdur A'yı tehdit ettiğini belirtmiştir. Mahkeme ise, yargılama sırasında sanığın aynı eylemle mağdur B'yi de tehdit ettiğini tespit ederek, TCK m. 43/2'yi (tek fiille birden fazla kişiye karşı suç) uygulamıştır. Bu, iddianamede dava konusu yapılmamış bir eylemden (mağdur B'ye yönelik tehdit) hüküm kurmak anlamına gelir. Yargıtay'a göre, mahkemenin yapması gereken, eğer deliller mağdur B'ye yönelik bir tehdidi de ortaya koyuyorsa, bu konuda Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmak ve savcının bu konuda bir ek iddianame düzenlemesini beklemektir. Ek iddianame düzenlenmeden, mahkemenin kendiliğinden fiilin kapsamını genişleterek hüküm kurması, 'davasız yargılama olmaz' ilkesine aykırı olduğu için mutlak bir bozma nedenidir.