HMK m. 331/1'de düzenlenen 'davanın konusuz kalması' hali ile davanın esası hakkında karar verilmesini engelleyen diğer usuli durumlar (örneğin feragat, kabul, sulh) arasında yargılama giderleri açısından bir paralellik var mıdır?
Evet, bir paralellik vardır. HMK'nın yargılama giderlerine ilişkin genel prensibi (m. 326), giderlerin kural olarak aleyhine hüküm verilen (haksız çıkan) tarafa yükletilmesidir. Davanın esası hakkında bir karar verilmeyen bu gibi durumlarda ise, davaya veya uyuşmazlığa kimin sebebiyet verdiği temel kriter haline gelir. **Davanın Konusuz Kalması (m. 331/1):** Mahkeme, dava açıldığı andaki haklılık durumuna göre, yani davaya kimin sebebiyet verdiğine göre giderlere hükmeder. **Feragat (m. 312) ve Kabul (m. 312):** Feragat eden davacı veya davayı kabul eden davalı, davanın esası hakkında kendi aleyhine karar verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Çünkü feragat eden, davasının haksız olduğunu; kabul eden ise karşı tarafın talebinin haklı olduğunu zımnen kabul etmiş sayılır. **Sulh (m. 315):** Taraflar sulh olurlarsa, sulh sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa, yargılama giderlerini yarı yarıya paylaşırlar. Görüldüğü gibi, tüm bu durumlarda kanun koyucu, davanın esasına girilmemesi halinde, giderlerin sorumluluğunu 'haksızlığa sebebiyet verme' ilkesi etrafında çözmeye çalışmıştır. Konusuz kalmada bu durum hakim tarafından tespit edilirken, feragat ve kabulde tarafların iradesi bu tespiti sağlamaktadır.