Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1441 E. sayılı kararında, mahkemenin beraat kararı verirken gerekçesinde 'suçun unsurları oluşmadı' demesine rağmen, hüküm fıkrasında 'suçun kanunda düzenlenmediği' ifadesini kullanması neden bir çelişki olarak görülmüş ve bozma nedeni sayılmıştır?
Bu durum, hükmün gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki oluşturduğu için CMK m. 230 ve 232'ye aykırılık teşkil eder ve bir bozma nedenidir. İki ifadenin hukuki anlamları tamamen farklıdır: 1) **'Suçun Unsurları Oluşmadı' Gerekçesi (CMK m. 223/2-c):** Bu, kanunda tanımlanmış bir suç tipi olduğu, ancak somut olayda bu suçun maddi veya manevi unsurlarından birinin (örneğin, kast, aleniyet, hakaret niteliğindeki söz) eksik olduğu anlamına gelir. Bu bir beraat kararıdır. 2) **'Suçun Kanunda Düzenlenmemiş Olması' Gerekçesi (CMK m. 223/2-a):** Bu ise, sanığın gerçekleştirdiği iddia edilen fiilin, Türk Ceza Kanunu'nda bir suç olarak hiç tanımlanmadığı anlamına gelir. Bu da bir beraat kararıdır, ancak hukuki dayanağı farklıdır. Kararda mahkeme, gerekçesinde ihtilat unsuru gerçekleşmediği için suçun oluşmadığını (unsur eksikliği) belirtirken, hüküm fıkrasında TCK 299'daki fiilin kanunda suç olarak düzenlenmediğini yazmıştır. Bu, hem kendi içinde çelişkili ve anlaşılamaz bir hükümdür hem de TCK 299 diye bir suçun varlığını inkar ettiği için açıkça hukuka aykırıdır. Bu tür bir çelişki, kararın hangi hukuki nedene dayandığını belirsizleştirdiği için Yargıtay tarafından bozulmuştur.