6706 sayılı Kanun m. 11/4'te belirtilen 'iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması' durumu ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde korunan 'özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı' arasında nasıl bir ilişki vardır? Bu hüküm, AİHS m. 8'in iç hukuka bir yansıması olarak görülebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289693

Evet, 6706 sayılı Kanun m. 11/4, AİHS'nin 8. maddesinde güvence altına alınan 'özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı'nın iade hukuku alanındaki somut bir yansıması olarak görülebilir. AİHS m. 8, kamu makamlarının bu hakka müdahalesinin ancak demokratik bir toplumda zorunlu olması ve meşru bir amaç taşıması halinde mümkün olabileceğini belirtir. Bir kişinin iade edilmesi, özellikle Türkiye'de yerleşik bir aile hayatı kurmuşsa (eşi, çocukları, sosyal çevresi varsa), onun ve ailesinin aile hayatına yapılmış ciddi bir müdahaledir. Kanun m. 11/4, mahkemeye tam olarak bu müdahalenin orantılı olup olmadığını denetleme görevi vermektedir. Mahkeme, iadenin kamu düzeni veya adli işbirliği açısından getireceği fayda ile kişinin ve ailesinin aile hayatının bozulması sonucu uğrayacağı mağduriyet arasında bir denge kurar. Eğer mağduriyet, iadeye konu fiilin ağırlığıyla orantısız ise, bu durum aile hayatına saygı hakkına yapılacak müdahalenin 'demokratik bir toplumda zorunlu olmadığı' anlamına gelir ve iade talebi reddedilir. Bu, AİHS içtihatlarının iç hukuka aktarılmasının tipik bir örneğidir.