Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/1106 E. sayılı kararında belirtilen ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkının sınırları, Cumhurbaşkanına hakaret suçu bağlamında nasıl çizilmiştir? Bir ifadenin 'ağır eleştiri' mi yoksa 'hakaret' mi olduğunun tespitinde hangi kriterler esas alınmalıdır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/1106 E. sayılı kararında, ifade özgürlüğünün sadece lehte veya zararsız görülenler için değil, devleti veya nüfusun bir bölümünü rahatsız eden, şok edici düşünceler için de geçerli olduğu vurgulanmıştır. Eleştiri hakkı bu özgürlükten kaynaklanır ve doğası gereği sert, kırıcı ve incitici olabilir. Ancak bu hak kötüye kullanılmamalıdır. Bir ifadenin 'ağır eleştiri' kapsamında kalıp 'hakaret' suçunu oluşturmaması için şu kriterler aranır: 1) İfade, bir bütün olarak değerlendirilmelidir. 2) İfadenin, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmaması gerekir. 3) İfadelerin küçültücü, incitici ve abartılı sözlerden ziyade, bir düşünce açıklaması veya politik bir yoruma dayanması gerekir. Kararda geçen 'Hangi projesin sen, nesin, git kardeşim, otur çoluğunun çocuğunun yanında, ayakkabı kutularındaki parayı say' gibi ifadeler, bir siyasetçinin siyasi bir bağlamda söylediği, politik eleştiri sınırları içinde kalan, onur ve saygınlığı rencide edici boyuta ulaşmayan 'ağır eleştiri' olarak kabul edilmiş ve suçun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiştir.