Bir ceza davasında, sanığın sorgusunun yapıldığı 07.03.2012 tarihli duruşmadan önce, iddianamenin sanığa 05.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda CMK m. 176/4'teki bir haftalık süreye uyulmuş mudur? Yargıtay bu durumu nasıl değerlendirmiştir?
Hayır, uyulmamıştır. Sürelerin hesaplanmasında, tebliğ günü ve duruşma günü hesaba katılmaz. Tebliğ 05.03.2012'de yapıldığına göre, süre 06.03.2012'de işlemeye başlar. Bir haftalık süre, 12.03.2012 günü mesai saati sonunda dolar. Duruşmanın 07.03.2012'de yapılması, kanunun aradığı bir haftalık sürenin dolmadığını açıkça göstermektedir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/7599 E., 2016/2409 K. sayılı kararında, tam da bu durum ele alınmış ve 'tebliğ ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği ancak bu süreye uyulmamasına rağmen sanığa CMK’nın 190. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğunun hatırlatılmadığı' gerekçesiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilerek hüküm bozulmuştur.