6706 sayılı Kanun m. 11/1-f, 'kişinin... işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi şüphe bulunması'nı iadeye engel hal olarak saymıştır. Bu 'ciddi şüphe'nin varlığı nasıl ispatlanır? İadesi talep edilen kişinin soyut iddiası yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289586

Hayır, kişinin soyut iddiası yeterli değildir. 'Ciddi şüphe' kavramı, objektif ve somut verilere dayanan, makul bir gözlemciyi ikna edebilecek nitelikte bir endişeyi ifade eder. Ağır ceza mahkemesi, bu şüphenin varlığını değerlendirirken şu tür delillere dayanır: 1) Uluslararası Raporlar: Amnesty International, Human Rights Watch gibi saygın insan hakları örgütlerinin, talep eden ülkedeki genel insan hakları durumuna, cezaevlerindeki koşullara ve işkence iddialarına ilişkin raporları. 2) AİHM ve BM Kararları: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin veya Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite'nin, talep eden devlet aleyhine verdiği işkence ve kötü muamele (AİHS m. 3) ihlali kararları. 3) Kişinin Durumu: İadesi talep edilen kişinin, talep eden devlette belirli bir etnik, dini, siyasi gruba mensup olması ve bu grubun sistematik olarak baskı altında olduğuna dair kanıtlar. 4) Somut Olaylar: Kişinin daha önce aynı devlette işkence gördüğüne dair adli tıp raporları veya tanık beyanları. Mahkeme, bu gibi objektif delilleri bir araya getirerek, kişinin iade edilmesi halinde gerçek bir işkence ve kötü muamele riskiyle karşı karşıya kalıp kalmayacağı konusunda bir kanaate varır. Soyut ve delilden yoksun iddialar, bu 'ciddi şüphe' eşiğini aşmak için yeterli görülmez.