İYUK m. 20/A ve 20/B uyarınca, ivedi yargılama ve sınav davalarında Danıştay'ın temyiz istemini karara bağlama süreleri (sırasıyla en geç iki ay ve on beş gün) hak düşürücü süreler midir? Danıştay'ın bu sürelere uymamasının kararın geçerliliğine bir etkisi var mıdır?
Hayır, bu süreler hak düşürücü süreler değildir; 'düzenleyici süre' niteliğindedirler. Bu süreler, kanun koyucunun yargılamanın hızla sonuçlandırılması için yargı organlarına bir hedef ve talimat olarak koyduğu sürelerdir. Danıştay'ın iş yoğunluğu, dosyanın karmaşıklığı veya başka nedenlerle bu sürelere uymaması, verdiği kararı geçersiz veya hukuka aykırı kılmaz. Taraflar, sürenin geçirilmiş olması nedeniyle kararın bozulmasını talep edemezler. Ancak, bu sürelere riayet edilmemesi ve yargılamanın makul sürenin ötesinde uzaması, AİHS m. 6 ve Anayasa m. 36'da güvence altına alınan 'makul sürede yargılanma hakkı'nın ihlali olarak kabul edilebilir. Bu durumda, taraflar Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yoluyla hak ihlali tespiti ve tazminat talep etme hakkına sahip olabilirler. Yani yaptırım, kararın geçersizliği değil, yargılamanın uzaması nedeniyle devletin sorumluluğudur.