Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin kararında, 2886 sayılı Kanun uyarınca yapılan bir ihaleye ilişkin uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olmadığı, bu nedenle istinaf yoluna başvurulabileceği zımnen kabul edilmiştir. Oysa İYUK m. 20/A 'ihale işlemlerinde' ivedi yargılama usulünün uygulanacağını belirtir. Bu farklılığın sebebi ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289572

Bu farklılığın sebebi, 'ihale işlemi' kavramının yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Danıştay 13. Dairesi'nin 2016/4974 E., 2017/280 K. sayılı kararında bu kavram yorumlanmıştır. Buna göre 'ihale işlemi', ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçteki idari işlemlerdir. Bu süreçteki işlemler (örneğin, ihaleye yeterlilik kararı, ihalenin bir istekli üzerinde bırakılması kararı) ivedi yargılama usulüne tabidir. Ancak, Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin baktığı davada, uyuşmazlık ihale süreci bittikten ve ihale davacı üzerinde kaldıktan sonra, 'geçici teminatın irat kaydedilmesi' işleminden kaynaklanmaktadır. Bu tür, sözleşme aşamasına geçildikten veya ihale süreci tamamlandıktan sonra ortaya çıkan ve teminatın iadesi gibi mali sonuçlar doğuran işlemler, doğrudan 'ihale süreci işlemi' olarak kabul edilmeyebilir. Danıştay kararında da, 'teminat, şartname bedeli... iade talebinden kaynaklanan uyuşmazlık ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığından' denilerek bu ayrım yapılmıştır. Dolayısıyla, her ihale ile ilgili uyuşmazlık değil, sadece ihale sürecinin kendisine ilişkin işlemler ivedi yargılama usulüne tabidir.