İYUK m. 20/A(2)(c) ve 20/B(1)(c) uyarınca, ivedi yargılama ve sınav davalarında mahkemenin yedi gün içinde ilk incelemeyi yapıp dilekçeyi tebliğe çıkarması öngörülmüştür. Mahkemenin bu süreye uymamasının hukuki bir yaptırımı var mıdır?
İYUK'ta, mahkemenin bu yedi günlük süreye uymamasının doğrudan bir hukuki yaptırımı (örneğin davanın düşmesi gibi) öngörülmemiştir. Bu süre, 'düzenleyici süre' niteliğindedir. Yani, mahkemenin yargılamayı hızlandırması için kanun koyucu tarafından konulmuş bir hedeftir ve hak düşürücü bir süre değildir. Mahkemenin iş yoğunluğu veya başka nedenlerle bu yedi günlük süreyi geçirmesi, yaptığı işlemi (örneğin sekizinci günde tebligata çıkarma) geçersiz kılmaz ve tek başına bir bozma nedeni oluşturmaz. Ancak, bu sürelere sistematik olarak uyulmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması, Anayasa'nın 36. ve AİHS'in 6. maddesinde güvence altına alınan 'makul sürede yargılanma hakkı'nın ihlaline yol açabilir. Bu durumda, ilgili taraf, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunabilir veya Tazminat Komisyonu'na başvurarak tazminat talep edebilir. Dolayısıyla yaptırım, doğrudan değil, makul süre ilkesinin ihlali üzerinden dolaylı olarak ortaya çıkar.