TCK m. 299'un gerekçesinde, suçun 'basın ve yayın yoluyla işlenmesi' nitelikli bir hal olarak kabul edilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/1480 E. sayılı kararında, 'diğer katılanlara yönelik hakaretin alenen yapıldığı kabul edilmesine rağmen, 06.10.2014 tarihinde katılan ...‘a yönelik hakaret eyleminin de alenen işlendiği ve sanığın cezasında TCK’nın 299/2. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi' bir bozma nedeni sayılmıştır. Bu durum, aleniyetin mahkeme tarafından re'sen gözetilmesi gereken bir unsur olduğunu mu gösterir?
Evet, bu durum aleniyetin mahkeme tarafından re'sen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken bir unsur olduğunu gösterir. Aleniyet, TCK m. 299/2'de düzenlenen ve cezanın artırılmasını gerektiren bir 'nitelikli hal'dir. Nitelikli haller, suçun unsurları gibi, mahkeme tarafından re'sen araştırılır ve uygulanır. İddianamede aleniyetten bahsedilmemiş olsa bile, eğer yargılama sırasında fiilin aleni bir şekilde (örneğin, bir sosyal medya paylaşımıyla veya bir toplantıda) işlendiği anlaşılırsa, mahkeme sanığa bu konuda ek savunma hakkı (CMK m. 226) vererek, TCK m. 299/2'yi uygulamak zorundadır. Yargıtay kararında, mahkemenin bu artırımı uygulamaması, 'gözetilmemesi' şeklinde ifade edilerek bir hukuka aykırılık olarak kabul edilmiş ve bozma nedeni yapılmıştır. Bu, aleniyet unsurunun varlığının tespitinin mahkemenin görevlerinden biri olduğunu ve bu konuda bir takdir yetkisi olmadığını ortaya koyar.