6706 sayılı Kanun m. 11/4'te belirtilen 'iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması' hali, AİHS m. 3'te düzenlenen 'işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı' ile nasıl bir ilişki içindedir? Her ikisi de aynı anlama mı gelir?
Hayır, her ikisi aynı anlama gelmez, ancak birbiriyle ilişkili ve birbirini tamamlayan kavramlardır. **AİHS m. 3 ve 6706 sayılı Kanun m. 11/1-ç:** Bu hükümler, iadenin 'mutlak' engellerini düzenler. Eğer bir kişinin iade edileceği ülkede işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı bir muameleye maruz kalacağına dair 'kuvvetli şüphe' varsa, iade hiçbir koşulda yapılamaz. Burada bir orantılılık denetimi veya takdir yetkisi yoktur; bu mutlak bir yasaktır. Korunan değer, kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün en temel çekirdeğidir. **6706 sayılı Kanun m. 11/4:** Bu hüküm ise, AİHS m. 3 kapsamına girmeyen, ancak kişinin 'özel ve aile hayatına' (AİHS m. 8) orantısız bir müdahale oluşturacak durumlar için bir 'takdir yetkisi' tanır. Burada, iade edilecek kişinin işkence görmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Söz konusu olan, kişinin uzun yıllardır yaşadığı ülkeden, ailesinden, çocuklarından, sosyal çevresinden koparılmasının, iadeye konu suçun ağırlığıyla tartıldığında, adil ve orantılı olup olmadığıdır. Mahkeme, bu durumda bir denge testi yapar. Özetle, m. 11/1-ç mutlak bir iade engelini ve AİHS m. 3'ün korunmasını, m. 11/4 ise daha çok AİHS m. 8 kapsamındaki aile hayatına saygı hakkına ilişkin orantılılık denetimini ve mahkemenin takdir yetkisini ifade eder.