İYUK m. 20/A-2-e'de 'Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez' hükmü, Anayasa'nın 125. maddesindeki 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir' hükmüyle nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289530

İki hüküm arasında bir çelişki değil, farklı aşamalara ilişkin bir düzenleme ilişkisi vardır. **Anayasa m. 125:** Bu hüküm, yürütmenin durdurulması (YD) kurumunun anayasal temelini oluşturur ve hangi şartlarda YD kararı verilebileceğini (açık hukuka aykırılık + telafisi güç zarar) belirler. Bu, YD kararının 'maddi koşullarını' düzenler. **İYUK m. 20/A-2-e:** Bu hüküm ise, ivedi yargılama usulünde verilen bir YD kararına (kabul veya ret) karşı başvurulacak 'kanun yolunu' düzenler. Yani, YD kararının 'usuli denetim' mekanizmasını belirler. Anayasa, YD kararlarına karşı mutlaka bir itiraz veya temyiz yolu öngörülmesini emretmemektedir. Kanun koyucunun, yargılamanın türüne ve niteliğine göre kanun yollarını farklı şekilde düzenleme takdir yetkisi vardır. İYUK m. 20/A-2-e, bu takdir yetkisi kapsamında, ivedi yargılama usulünün hızla sonuçlandırılması amacıyla, YD kararlarına karşı gidilebilecek olağan kanun yolu olan itiraz yolunu kapatmıştır. Bu durum, Anayasa'nın YD'nin maddi koşullarını düzenleyen hükmüne aykırı değildir. Ancak, YD talebinin reddi kararının kendisi, eğer adil yargılanma hakkı veya mülkiyet hakkı gibi başka bir temel hakkı ihlal ediyorsa, davanın sonunda verilecek nihai kararla birlikte temyiz incelemesinde veya Anayasa Mahkemesi'nde bireysel başvuru yoluyla denetlenebilir.