Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1441 E. sayılı kararında, sanık hakkında 'mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden' beraat kararı verildiği belirtilmiştir. Bu tür bir bozma kararı, yerel mahkeme açısından 'bozmada direnme' (CMK m. 307) hakkını ortadan kaldırır mı?
Hayır, ortadan kaldırmaz. Bu tür bir bozma kararı, Yargıtay'ın yerel mahkemenin hem hukuki nitelemesinde hem de vardığı sonuçta (beraat yerine mahkumiyet) hata yaptığına dair 'esasa ilişkin' bir bozmadır. CMK m. 307'ye göre, Yargıtay'dan verilen bozma kararına karşı, hükmüne bozma kararı verilen mahkeme 'direnme kararı' verebilir. Direnme hakkı, Yargıtay'ın hukuki yorumuna ve değerlendirmesine katılmayan yerel mahkemenin, kendi kararının doğruluğunda ısrar etme hakkıdır. Dolayısıyla, Yargıtay'ın 'beraat yerine mahkumiyet gerekirdi' şeklindeki bozma kararı üzerine, yerel mahkeme, bozma ilamına uyarak mahkumiyet kararı verebileceği gibi, Yargıtay'ın görüşüne katılmıyorsa, eski kararının gerekçelerini daha da güçlendirerek veya yeni gerekçeler ekleyerek yeniden 'beraat' kararı verip bu kararında direnebilir. Bu durumda dosya, nihai kararı vermek üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gider. Kısacası, esasa ilişkin her türlü bozma, yerel mahkemenin direnme hakkını saklı tutar.