HMK m. 331/1 ve HMK m. 326/2 (kısmen haklı çıkma halinde giderlerin paylaştırılması) hükümleri, manevi tazminat davalarında nasıl uygulanır? Mahkemenin, talep edilen manevi tazminatın bir kısmına hükmetmesi durumunda, dava konusuz kalmasa da, yargılama giderleri nasıl belirlenir?
Manevi tazminat davalarında bu kuralların uygulanması özellik arz eder. Manevi tazminatın miktarı, hakimin takdirine bağlıdır ve davacının talep ettiği miktarın aynen kabul edilmesi beklenmez. Bu nedenle Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, manevi tazminat davalarında, davacının talebinin kısmen kabul edilip kısmen reddedilmesi, davacının kısmen haksız çıktığı anlamına gelmez. Davacının, manevi tazminata hak kazandığının tespiti, onun davasında 'tamamen haklı' sayılması için yeterlidir. Miktarın hakim tarafından daha düşük belirlenmesi, bir 'kısmi ret' olarak yorumlanmaz. Dolayısıyla, bu tür davalarda HMK m. 326/2'deki 'haklılık oranına göre paylaştırma' kuralı uygulanmaz. Davacının manevi tazminat talebi, miktarı ne olursa olsun, kabul edildiği takdirde, davacı davasında tam haklı sayılır ve yargılama giderlerinin tamamı (kendi yaptığı masraflar ve lehine hükmedilecek vekalet ücreti) davalıya yükletilir. Bu yorum, manevi tazminatın niteliğinden ve miktarının belirlenmesindeki takdir yetkisinden kaynaklanan özel bir durumdur.