Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/1480 E. sayılı kararında, sanık müdafiinin mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları incelenirken, beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyizinin reddedildiği belirtilmiştir. Temyiz incelemesinde, tarafların sıfatlarına ve taleplerine göre bu tür ayrı incelemeler yapılması hangi usul ilkesine dayanır?
Bu durum, ceza muhakemesindeki 'taleple bağlılık ilkesi'nin ve 'kanun yoluna başvuranın haklarının korunması' ilkesinin bir yansımasıdır. Yargıtay, temyiz incelemesini, kanun yoluna başvuran tarafın sıfatına ve dilekçesinde belirttiği nedenlerle sınırlar. Karara konu olayda farklı taraflar, hükmün farklı kısımları için temyiz başvurusunda bulunmuştur: - **Sanık Müdafii:** Sadece sanık aleyhine kurulan 'mahkumiyet' hükümlerini temyiz etmiştir. Yargıtay, incelemesini bu hükümlerle ve sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenlerle sınırlar. - **Katılan Vekili:** Sadece sanık lehine verilen 'beraat' hükmünü temyiz etmiştir. Yargıtay, bu talebi de ayrıca ve kendi içinde değerlendirir. Kararda, katılan vekilinin temyizinin süresinde olmadığı için reddedildiği anlaşılmaktadır. Eğer süresinde olsaydı bile, Yargıtay sadece beraat hükmünü katılan açısından incelerdi. Bu ayrım zorunludur. Çünkü, örneğin, sadece sanığın temyiz ettiği bir davada, Yargıtay'ın beraat hükmünü re'sen inceleyip sanık aleyhine bozması, 'aleyhe bozma yasağı' ilkesine aykırı olurdu. Her tarafın talebi, kendi hukuki durumu ve iddiaları çerçevesinde bağımsız olarak ele alınır.