6706 sayılı Kanun m. 14/2'ye göre, iadeye konu suçun Türk kanunlarına göre aşağı sınırı üç yıldan az olmayan bir hapis cezasını gerektirmesi halinde, geçici tutuklama talebi için 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular' şartı aranmaz. Bu istisnanın getirilme sebebi nedir ve bu durum masumiyet karinesi açısından bir sorun teşkil eder mi?
Bu istisnanın temel sebebi, 'suçun ciddiyeti' karinesine dayanması ve adli işbirliğinin hızlandırılmasıdır. Kanun koyucu, alt sınırı üç yıl veya daha fazla olan suçların (cinayet, uyuşturucu ticareti, soygun gibi), doğaları gereği, haklarında yakalama emri çıkarılan kişiler açısından ciddi bir suç şüphesi barındırdığını ve bu kişilerin kaçma ihtimalinin yüksek olduğunu varsaymıştır. Bu nedenle, bu tür ağır suçlarda, Sulh Ceza Hakimliğinin ayrıca 'kuvvetli suç şüphesini gösteren olguları' derinlemesine araştırmasına gerek görmeden, talebin şekli unsurlarının (yetkili makamdan gelme, suçun tanımı vb.) varlığı halinde geçici tutuklama kararı verebilmesini sağlamayı amaçlamıştır. Bu durum, 'masumiyet karinesi' açısından teorik bir gerilim yaratır. Çünkü bir koruma tedbiri olan tutuklamanın, şüphenin derecesinden bağımsız olarak uygulanmasına imkan tanır. Ancak bu, mutlak bir ihlal olarak görülmez. Zira bu sadece 'geçici' ve en fazla 40 gün süren bir tedbirdir. Asıl iade yargılaması başladığında, Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluğun devamı için CMK'daki genel şartları (kuvvetli şüphe, tutuklama nedenleri) yeniden değerlendirecektir. Bu düzenleme, uluslararası suçlarla mücadelede etkinliği ve hızı, masumiyet karinesinin bu ilk aşamadaki sınırlı bir yorumuna tercih etmektedir.