HMK m. 331/3'e göre 'davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir'. Görevsizlik kararı sonrası HMK m. 20'deki iki haftalık süreyi kaçıran davacı, 'haklı bir sebebi' (örneğin hastalık, yurtdışında olma) olduğunu iddia ederek bu gider sorumluluğundan kurtulabilir mi?
Hayır, kural olarak kurtulamaz. HMK m. 20'de belirtilen iki haftalık süre, 'hak düşürücü' nitelikte bir süredir. Bu tür süreler, kamu düzenine ilişkin olup, tarafların iradesiyle veya hakim tarafından uzatılamaz. Hastalık, yurtdışında olma gibi kişisel mazeretler, hak düşürücü sürelerin işlemesini durdurmaz. Bu mazeretler ancak, adli tatil gibi kanunda açıkça belirtilen veya 'eski hale getirme' (HMK m. 95) kurumunun koşulları (elde olmayan nedenlerle bir kesin sürenin kaçırılması) oluşmuşsa bir anlam ifade edebilir. Ancak, bir avukatla temsil edilen bir davada, avukatın süreyi kaçırması genellikle eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmez. Davacının süreyi kaçırması, kendi kusurundan kaynaklanan bir durum olarak görülür. Dolayısıyla, sebep ne olursa olsun, iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye başvurulmamışsa, dava açılmamış sayılır ve HMK m. 331/3'ün emredici hükmü gereğince yargılama giderleri davacıya yükletilir. Mahkemenin bu konuda bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.