Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/1434 E. sayılı kararında, sanığın cezaevinden gönderdiği dilekçedeki 'cezanın indirilip para cezasına çevrilmesine dair lehe hükümlerin uygulanması' talebi, TCK m. 50 (kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi) talebini de içerdiği halde, mahkemenin bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar vermemesi neden hukuka aykırı bulunmuştur?
Bu durum, mahkemenin 'taleple bağlılık' ve 'gerekçeli karar' ilkelerini ihlal etmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. Sanığın dilekçesindeki bu genel talep, hukuki olarak yorumlandığında, hem TCK m. 62'deki takdiri indirim talebini hem de koşulları varsa TCK m. 50'deki seçenek yaptırımlara çevirme talebini içerir. TCK m. 50, bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlere çevrilmesini düzenleyen ve sanık lehine olan bir kurumdur. Mahkeme, sanığın bu açık veya zımni talebi karşısında, bu kurumun uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirmek ve bu konudaki kararını gerekçelendirmek zorundadır. Karara konu olayda, sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen ceza TCK m. 50'nin uygulanabileceği bir aralıktadır. Mahkemenin, TCK m. 50'nin uygulanma koşullarının (sanığın kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler vb.) mevcut olup olmadığını tartışmadan ve bu konuda olumlu veya olumsuz bir hüküm kurmadan karar vermesi, sanığın lehe olan bir kanun hükmünden yararlanma talebini cevapsız bırakması anlamına gelir. Bu, CMK m. 230'a aykırı, eksik bir hükümdür ve bozma nedeni sayılmıştır.