Danıştay 14. Dairesi'nin 2017/589 E. sayılı kararında, belediye meclis üyelerinin riskli alan ilanına karşı dava açma ehliyetinin olmadığına karar verilmiştir. Peki, aynı karara karşı 'o bölgede oturan ancak mülk sahibi olmayan bir kiracı' dava açsaydı, dava açma ehliyeti bulunur muydu?
Bu durum, menfaat ihlalinin yorumlanmasına bağlı olup, daha tartışmalı bir konudur. Ancak, kiracının dava açma ehliyetinin bulunma olasılığı, meclis üyesine göre daha yüksektir. Çünkü riskli alan ilanı, o bölgedeki binaların yıkılması ve alanın dönüştürülmesi sürecini başlatan ilk adımdır. Bu durum, o bölgede oturan bir kiracının 'barınma hakkını', 'konut dokunulmazlığını' ve yerleşik sosyal çevresini 'doğrudan ve güncel' olarak etkileme potansiyeline sahiptir. Kiracının, mülk sahibi olmasa da, kira sözleşmesine dayalı olarak o konutta oturma hakkı meşru bir menfaattir. Riskli alan ilanı, bu meşru menfaatin yakın bir gelecekte ortadan kalkacağı tehlikesini yaratır. Dolayısıyla, bir kiracının, bu işlem nedeniyle kişisel ve güncel bir menfaatinin ihlal edildiğini ileri sürmesi, sadece soyut bir 'plan bütünlüğü' iddiasında bulunan bir meclis üyesinin iddiasından daha güçlü bir hukuki dayanağa sahiptir. Danıştay'ın, komşuluk hukuku gibi dolaylı etkilenmelerde dahi menfaat ilişkisini kabul ettiği kararlar göz önüne alındığında, riskli alanda oturan bir kiracının dava açma ehliyetinin kabul edilmesi kuvvetle muhtemeldir.