6706 sayılı Kanun m. 11/4 uyarınca iadesi talep edilen kişinin 'uzun zamandan beri Türkiye'de bulunuyor olması' kriterinde, bu 'uzun zaman' için objektif bir süre ölçütü var mıdır? Mahkeme bu süreyi nasıl takdir eder?
Kanunda 'uzun zaman' için objektif, sayısal bir süre ölçütü (örneğin 5 yıl, 10 yıl gibi) belirtilmemiştir. Bu, kanun koyucunun bilinçli bir tercihidir ve mahkemeye her somut olayın özelliğine göre bir takdir hakkı tanımayı amaçlar. Mahkeme bu süreyi takdir ederken, sadece geçen takvim süresine değil, bu sürenin niteliğine de bakar. Değerlendirmede şu faktörler rol oynar: 1) **Sürenin Kendisi:** Elbette 10-15 yıl gibi bir süre, 2-3 yıllık bir süreden daha 'uzun' kabul edilir. 2) **Bağların Derinliği:** Bu süre içinde kişi Türkiye ile ne kadar entegre olmuştur? Aile kurmuş mu, çocukları var mı, bu çocuklar burada mı doğmuş, eğitim görüyorlar mı? Ticari bir işletme kurmuş mu, sosyal bir çevre edinmiş mi? Türkçe öğrenmiş mi? 3) **Yasal Statü:** Bu süre boyunca yasal bir ikamet izniyle mi kalmış, yoksa yasa dışı mı bulunmuş? (Bu tek başına belirleyici olmasa da bir faktördür.) 4) **İadeye Konu Suçun Ağırlığı:** Süre, suçun ağırlığı ile de orantılı olarak değerlendirilir. Çok ağır bir suç için 5 yıl 'uzun' sayılmazken, daha hafif bir suç için 'uzun' sayılabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2021/17787 E. sayılı kararında 10 yıldan uzun bir süre (2007'den 2017'ye) bu kapsamda değerlendirilmiştir. Kısacası, 'uzun zaman' mekanik bir kavram değil, kişinin Türkiye'de kök salıp salmadığını gösteren niteliksel bir değerlendirmenin sonucudur.