Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/62 E. sayılı kararında, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkumiyetin 'zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği' ve 'orantılı olup olmadığı' hususlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kriterler hangi uluslararası hukuk prensibinden kaynaklanmaktadır ve TCK 299'un uygulanmasında nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289441

Bu kriterler, doğrudan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesinin 2. fıkrasından ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarından kaynaklanmaktadır. AİHS m. 10/2, ifade özgürlüğüne yapılacak müdahalelerin 'demokratik bir toplumda zorunlu' olması ve 'meşru bir amaçla orantılı' olması gerektiğini belirtir. YCGK, bu uluslararası hukuk prensiplerini iç hukukun bir parçası olarak kabul etmekte ve TCK 299'un uygulanmasında bir 'denge testi' yapılmasını istemektedir. Bu testin anlamı şudur: Bir ifadenin hakaret unsurlarını taşıdığı tespit edilse bile, bu ifade nedeniyle kişiye hapis cezası verilmesi, demokratik bir toplumda 'zorunlu bir toplumsal ihtiyaca' cevap veriyor mu? Verilen ceza, korunmak istenen değerle (makamın saygınlığı) orantılı mı? Özellikle siyasi eleştiri içeren ifadelerde, hapis cezası gibi ağır bir yaptırımın caydırıcı bir etki (chilling effect) yaratarak kamusal tartışmayı engelleyip engellemediği değerlendirilmelidir. YCGK'nın bu yaklaşımı, mahkemelerin TCK 299'u mekanik bir şekilde değil, ifade özgürlüğünün temel bir hak olduğu gerçeğini göz ardı etmeden, orantılılık ve zorunluluk ilkeleri çerçevesinde yorumlayarak uygulamasını gerektirir.