CMK m. 176/4'e aykırı olarak iddianame usulüne uygun tebliğ edilmeden verilen bir mahkumiyet kararı temyiz edilmeden kesinleşirse, bu durum 'kanun yararına bozma' (CMK m. 309) yoluna konu edilebilir mi? Savunma hakkının kısıtlanması, bu olağanüstü kanun yolu açısından nasıl bir nitelik taşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289405

Evet, bu durum tipik bir kanun yararına bozma konusudur. Kanun yararına bozma, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve hukuka aykırı olan karar ve hükümlere karşı gidilen olağanüstü bir kanun yoludur. CMK m. 176/4'e aykırılık, Yargıtay tarafından 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak kabul edilen ve mülga CMUK m. 308/8 uyarınca 'mutlak hukuka aykırılık' sayılan bir durumdur. Bir hükmün, mutlak hukuka aykırılık hallerinden birini içermesi, o hükmün esastan yanlış olup olmamasından bağımsız olarak, ağır bir hukuka aykırılık barındırdığı anlamına gelir. Bu tür ağır ve esasa etkili usul hataları, hüküm kesinleşmiş olsa bile, hukuki güvenlik ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla kanun yararına bozma yoluyla giderilebilir. Adalet Bakanlığı, bu durumu tespit ettiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla hükmün sanık aleyhine sonuç doğurmamak üzere (eğer mahkumiyet varsa) kanun yararına bozulmasını talep edebilir. Yargıtay da bu talebi kabul ederek, hukuka aykırı olan bu kararı bozacaktır.