TCK m. 299/3'teki 'kovuşturma izni', bir 'dava şartı'dır. Dava şartı yokluğunun tespiti halinde mahkemenin CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın düşmesi' kararı mı, yoksa 'durma kararı' mı vermesi gerektiği konusunda Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3601 E. sayılı kararı ne yöndedir? Bu iki karar türü arasındaki fark nedir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3601 E. sayılı kararı, bu durumda öncelikle 'durma kararı' verilmesi gerektiğini belirtmektedir. İki karar türü arasındaki fark şudur: **Düşme Kararı (CMK m. 223/8):** Dava şartı yokluğunun sonradan giderilmesi mümkün değilse verilir. Örneğin, sanığın ölmesi veya af çıkması gibi durumlarda dava düşer ve dosya kapanır. **Durma Kararı (CMK m. 223/8):** Dava şartı yokluğunun sonradan giderilmesi mümkünse verilir. Mahkeme, bu eksikliğin giderilmesi için yargılamayı durdurur ve ilgili işlemin yapılmasını bekler. Yargıtay'ın kararındaki mantık şudur: Adalet Bakanı'nın kovuşturma izni, yargılama sırasında alınabilecek, yani sonradan tamamlanabilecek bir dava şartıdır. Bu nedenle, mahkeme izin yokluğunu tespit ettiğinde, davayı hemen düşürmemeli; 'durma kararı' vererek Adalet Bakanlığı'na izin için başvurmalı ve gelecek cevabı beklemelidir. İzin gelirse yargılamaya devam eder, izin gelmezse o zaman 'düşme kararı' verir. Bu usul, yargılamanın gereksiz yere sonlandırılmasını önlemeyi amaçlar.