Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2012/25817 E. sayılı kararında, tutuklu sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınması savunma hakkının kısıtlanması olarak görülmüştür. SEGBİS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) kullanımının yaygınlaşması, bu içtihadı nasıl etkilemiştir? Tutuklu sanığın savunmasının SEGBİS ile alınması, 'doğrudan doğruyalık' ilkesini karşılar mı?
SEGBİS kullanımı, Yargıtay'ın bu konudaki eski içtihatlarını önemli ölçüde etkilemiş ve değiştirmiştir. CMK m. 196/5'te, 'sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntemle sorgu yapılır' hükmü getirilmiştir. Bu hüküm, SEGBİS kullanımını kural haline getirmiştir. Yargıtay, artık SEGBİS ile yapılan sorguyu, sanığın mahkeme huzurunda bizzat bulunmasıyla eşdeğer kabul etmekte ve bunu bir savunma hakkı kısıtlaması olarak görmemektedir. SEGBİS'in, sanığın mahkeme heyetini, savcıyı, vekilini görmesini, onları duymasını ve kendi beyanlarını anlık olarak iletebilmesini sağladığı; bu yolla 'doğrudan doğruyalık' (yüz yüzelik) ilkesinin amaçlarının büyük ölçüde karşılandığı kabul edilmektedir. Dolayısıyla, 2012 tarihli karardaki salt istinabe (başka bir mahkeme hakiminin sorgu yapması) ile günümüzdeki SEGBİS uygulaması (sanığın yargılamayı yapan mahkeme ile doğrudan görsel-işitsel temas kurması) arasında niteliksel bir fark vardır. Güncel Yargıtay uygulaması, teknik imkanlar dahilinde SEGBİS ile savunma alınmasını hukuka uygun kabul etmektedir.