Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/4812 E. sayılı kararında, suçun kanun değişikliği ile 'önödeme' kapsamına alınması, temyiz aşamasında nasıl bir sonuç doğurmuştur? Bu durum, lehe kanun ilkesinin (TCK m. 7) bir uygulaması mıdır?
Evet, bu durum lehe kanun ilkesinin tipik bir uygulamasıdır. Karara konu olayda, sanık yargılandıktan ve hüküm verildikten sonra, ancak karar kesinleşmeden önce, 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle sanığın mahkum olduğu suç 'önödeme' kapsamına alınmıştır. Önödeme, CMK m. 250'de düzenlenen ve failin belirli bir miktar parayı ödemesi halinde hakkında kamu davası açılmamasını veya açılmış olan davanın düşmesini sağlayan bir kurumdur. Bu, sanık için mahkumiyetten daha lehe bir durumdur. TCK m. 7/2'ye göre, suçun işlenmesinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın lehine olan kanunlar, geçmişe etkili olarak uygulanır (lehe kanun ilkesi). Yargıtay, temyiz incelemesi sırasında bu yeni kanun değişikliğini tespit etmiş ve yerel mahkeme kararını bu nedenle bozmuştur. Bozma gerekçesi, yerel mahkemenin, sanığa yeni düzenleme uyarınca önödeme teklifinde bulunması ve sonucuna göre (önödemeyi kabul ederse davanın düşmesine, etmezse yargılamaya devam edilmesine) yeniden bir karar vermesi gerektiğidir. Bu, lehe kanun ilkesinin, yargılamanın her aşamasında, karar kesinleşinceye kadar re'sen gözetilmesi gerektiğini gösterir.