6706 sayılı Kanun kapsamında iadesi talep edilen bir kişinin, aynı zamanda Türkiye'de 6458 sayılı Kanun kapsamında 'uluslararası koruma' (mültecilik, şartlı mültecilik) başvurusunda bulunması, iade yargılamasını nasıl etkiler? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/1692 E. sayılı kararına göre mahkemenin izlemesi gereken usul nedir?
Kişinin uluslararası koruma başvurusunda bulunması, iade yargılamasını doğrudan etkiler ve durdurur. Bunun temelinde 'geri göndermeme' (non-refoulement) ilkesi yatar. Bu ilke, bir kişinin zulme uğrayacağı, yaşam hakkının veya işkence yasağının ihlal edileceği bir ülkeye gönderilmesini yasaklar. 6706 sayılı Kanun'un 11. maddesi de bu ilkeyi yansıtan ret sebepleri içerir. Bir kişinin uluslararası koruma başvurusunun olması, onun iade edileceği ülkede zulme uğrama tehlikesi altında olduğuna dair ciddi bir iddiayı ortaya koyar. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/1692 E. sayılı kararında belirttiği gibi, iade yargılamasını yapan mahkeme, bu durumda uluslararası koruma başvurusunun sonucunu beklemek zorundadır. Bu başvuru, Göç İdaresi Başkanlığı tarafından değerlendirilir. Başvurunun reddedilmesi halinde, bu red kararına karşı idare mahkemesinde dava açılabilir. Mahkeme, hem idari sürecin hem de olası yargısal sürecin kesin olarak sonuçlanmasını beklemelidir. Bu süreçler sonuçlanmadan iade kararı verilmesi, kişinin uluslararası hukuktan ve iç hukuktan kaynaklanan temel haklarının ihlali anlamına geleceği için mutlak bir bozma nedenidir.