CMK m. 176/4'te belirtilen 'en az bir hafta süre' kuralının, tutuklu sanıklar (m. 176/3) için de geçerli olup olmadığı kanun metninde açık değildir. Yargıtay uygulaması ve 'silahların eşitliği' ilkesi göz önüne alındığında bu sürenin tutuklular için de uygulanması gerekir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289363

Kanun metni bu konuda açık olmasa da, Yargıtay uygulaması ve temel ceza muhakemesi ilkeleri, bu sürenin tutuklu sanıklar için de kıyasen uygulanması gerektiğini işaret etmektedir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/1434 E. sayılı kararı gibi kararlar, süreye uyulmamasını genel olarak savunma hakkının kısıtlanması olarak görmektedir. 'Silahların eşitliği' ilkesi, tutuklu sanığın, tutuksuz sanığa göre daha dezavantajlı bir konumda olmamasını gerektirir. Hatta tutukluluk hali, savunma hazırlığını daha da zorlaştırdığı için, tutuklu sanığın bu süreye daha çok ihtiyacı olduğu dahi söylenebilir. Her ne kadar m. 176/3'te iddianamenin tebliği açıkça düzenlenmemişse de, m. 176/1'in 'iddianame...sanığa tebliğ olunur' şeklindeki genel hükmünün tüm sanıkları kapsadığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla, tutuklu sanığa da duruşma gününü bildiren tebligatla birlikte iddianamenin verilmesi ve bu tebliğ ile duruşma günü arasında en az bir haftalık sürenin bulunması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Aksi bir uygulama, Anayasa'nın eşitlik (m. 10) ve adil yargılanma (m. 36) ilkelerine aykırı olur.