Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2011/1 E. sayılı kararında, tutuklu sanıklara duruşmadan önce iddianame tebliğ edilmeden ve savunmalarını hazırlayabilmeleri için süre isteme hakları hatırlatılmadan hüküm kurulması, hangi temel hakların ihlali olarak görülmüş ve nasıl bir sonuca yol açmıştır?
Bu durum, öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı' ve bu hakkın bir unsuru olan 'savunma hakkı'nın ihlalidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kararında bu usulsüzlüğün CMK m. 176 (iddianamenin tebliği ve süre) ve m. 191/3-b (iddianamenin okunması) hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini belirtmiştir. Sanığın, ne ile suçlandığını ayrıntılı olarak öğrenme, delilleri inceleme ve buna karşı savunmasını hazırlama imkanından mahrum bırakılması, savunma hakkının esastan kısıtlanmasıdır. Bu tür bir kısıtlama, mülga CMUK m. 308/8 uyarınca 'mutlak bozma nedeni' sayılan hallerdendir. Bu nedenle Daire, davanın esasına ilişkin diğer yönleri incelemeksizin, sırf bu usuli aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Bu, usuli güvencelerin, davanın esası kadar önemli olduğunu ve ihlalinin tek başına bozma sebebi olduğunu göstermektedir.