2577 sayılı İYUK m. 20/A(g) ve 20/B(f) maddeleri, ivedi ve merkezi sınavlara ilişkin davalarda temyiz sürelerini sırasıyla 15 ve 5 gün olarak belirlemiştir. Bu kadar kısa sürelerin adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı açısından bir ihlal oluşturup oluşturmadığını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289335

Bu kısa temyiz süreleri, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'mahkemeye erişim hakkı' ile 'davaların makul sürede ve süratle sonuçlandırılması' ilkesi (Anayasa m. 141) arasında bir gerilim yaratmaktadır. Bu sürelerin ihlal oluşturup oluşturmadığı, bir orantılılık denetimiyle belirlenir. Lehine argümanlar: Bu davaların niteliği gereği (ihale, sınav sonuçları gibi) hızlı sonuçlandırılmasında kamunun ve binlerce kişinin menfaati vardır. Sürelerin uzun tutulması, büyük bir hukuki belirsizlik ve kaos yaratabilir. Aleyhine argümanlar: 15 gün ve özellikle 5 gün gibi süreler, tarafların (özellikle bireylerin) gerekçeli kararı temin etmesi, bir avukatla anlaşması, temyiz dilekçesini hazırlaması ve sunması için oldukça kısadır. Bu durum, mahkemeye erişim hakkını orantısız bir şekilde kısıtlayabilir ve etkili bir başvuru yapmayı fiilen imkansız hale getirebilir. AİHM ve Anayasa Mahkemesi, süre kurallarının mahkemeye erişimi aşırı derecede zorlaştırmaması ve hakkın özünü zedelememesi gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenle, bu sürelerin katı bir şekilde uygulanması ve en ufak bir gecikmenin hak kaybına yol açması, somut olayın koşullarına göre mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir. Özellikle avukatı olmayan bir vatandaş için 5 günlük temyiz süresi, hakkın kullanımını neredeyse imkansız kılan bir engel teşkil etme potansiyeline sahiptir.