YCGK 2016/1174 E. sayılı kararında, sanık Muhammed Aslan'ın savunmasında başka numaralar da kullandığını, bazılarını kaybettiğini belirtmesi, hakkındaki Arapça telefon görüşmelerine ilişkin delilin değerlendirilmesinde nasıl bir rol oynamıştır? Bu tür bir savunma, delilin reddi için tek başına yeterli midir?
Sanığın bu savunması, yani suça konu telefon hattının kendisine ait olmadığını veya başkası tarafından kullanılmış olabileceğini iddia etmesi, delilin değerlendirilmesinde önemli bir rol oynar ancak tek başına delilin reddi için yeterli değildir. Bu bir 'inkar' savunmasıdır ve mahkemenin bu iddiayı araştırması gerekir. YCGK, sanık Muhammed Aslan hakkındaki hükmü öncelikle, Arapça görüşmelerin usulüne uygun bir bilirkişi tarafından tercüme edilmemesi, yani delilin elde edilişindeki usuli sakatlık nedeniyle bozmuştur. Sanığın savunması, bu usuli sakatlıkla birleştiğinde delilin güvenilirliğine dair şüpheleri artırmıştır. Eğer tercüme usulüne uygun yapılsaydı, mahkemenin bu sefer de sanığın inkarı karşısında, o hattın gerçekten sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığını başka delillerle (örneğin baz istasyonu kayıtları, tanık beyanları, diğer sanıklarla olan ilişkisi vb.) desteklemesi gerekirdi. Yani, sanığın inkarı, tek başına delili çürütmez ama savcılığa ve mahkemeye, o delili başka yan delillerle teyit etme ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini bertaraf etme yükümlülüğü yükler.