6706 sayılı Kanun m. 10/4 (hususilik ilkesi) ve m. 11/1-a (vatandaşın iade edilmezliği) gibi iadenin ön şartları veya mutlak ret sebepleri varken, m. 11/4'te (kişisel haller nedeniyle orantısız mağduriyet) mahkemeye takdir yetkisi tanınmasının ardındaki hukuki mantık nedir?
Bu ayrımın ardındaki hukuki mantık, korunan hukuki değerlerin niteliğindeki farklılıktır. 'Hususilik ilkesi' ve 'vatandaşın iade edilemezliği' gibi kurallar, devletin egemenliği, temel insan haklarının mutlak çekirdeği (örneğin adil yargılanma güvencesi) ve anayasal vatandaşlık bağı gibi temel ve objektif prensiplere dayanır. Bu prensipler, mahkemenin takdirine bırakılamayacak kadar temel ve kesindir. Dolayısıyla, bu şartlar oluşmadığında iade mutlak olarak reddedilir. 6706 sayılı Kanun m. 11/4'te düzenlenen 'kişisel haller' ise, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken, daha subjektif ve esnek bir nitelik taşır. Burada, devletin adli işbirliği yapma yükümlülüğü ile bireyin ve ailesinin özel yaşamına saygı hakkı (AİHS m. 8) arasında bir denge kurulması amaçlanır. Kanun koyucu, her somut olayın kendine özgü koşulları olacağını (suçun ağırlığı, kişinin bağlarının derinliği, ailenin durumu vb.) öngörerek, bu dengeyi kurma görevini ve takdir yetkisini mahkemeye bırakmıştır. Bu, katı kurallar yerine, her olayın kendi bağlamında adil bir çözüme kavuşturulmasını sağlayan 'orantılılık ilkesi'nin bir yansımasıdır.