HMK m. 331'in gerekçesinde, maddenin ikinci fıkrasının, görevsizlik/yetkisizlik kararları sonrası yargılama giderleri konusunda uygulamadaki 'karmaşıklığı önlemek' amacıyla düzenlendiği belirtilmektedir. Bu 'karmaşıklık' neydi ve yeni düzenleme bu sorunu nasıl çözmüştür?
1086 sayılı eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK), görevsizlik veya yetkisizlik kararı sonrası yargılama giderlerinin akıbeti konusunda açık bir hüküm bulunmuyordu. Bu boşluk, uygulamada farklı ve çelişkili kararların verilmesine yol açan bir 'karmaşıklık' yaratıyordu. Bazı mahkemeler, görevsizlik kararıyla birlikte davalı lehine vekalet ücretine hükmederken, bazıları bu konuda bir karar vermeyip konuyu görevli/yetkili mahkemeye bırakıyordu. Davanın görevli mahkemede devam etmesi durumunda, ilk mahkemede hükmedilen vekalet ücretinin ne olacağı, ikinci mahkemenin de ayrıca bir vekalet ücretine hükmedip hükmetmeyeceği gibi sorunlar yaşanıyordu. HMK m. 331/2, bu karmaşıklığı net bir şekilde çözmüştür. Buna göre: 1) Eğer davaya görevli/yetkili mahkemede devam edilirse, tüm yargılama giderlerine (ilk mahkemedekiler dahil) nihai kararı verecek olan o mahkeme hükmeder. İlk mahkeme bu konuda bir karar vermez. 2) Eğer davaya devam edilmez ve dava açılmamış sayılırsa, o zaman ilk mahkeme, talep üzerine, davacıyı yargılama giderlerine mahkum eder. Bu açık düzenleme, uygulamadaki farklılıkları ortadan kaldırarak yeknesaklık sağlamıştır.