6706 sayılı Kanun m. 3/4'te yer alan 'Merkezi Makamca kabul edilen şartlar veya verilen teminatlar adli mercileri bağlar' hükmü, Anayasa m. 138'de korunan 'mahkemelerin bağımsızlığı' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir? Bu hüküm, adli mercilerin iade talebini reddetme yetkisini ortadan kaldırır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289315

6706 sayılı Kanun m. 3/4'teki bu hüküm, ilk bakışta mahkemelerin bağımsızlığı ilkesiyle çelişiyor gibi görünse de, dikkatli incelendiğinde kapsamının sınırlı olduğu anlaşılır. Madde, 'yargı yetkisine giren hususlar hariç olmak üzere' demek suretiyle bir ayrım yapmaktadır. Merkezi Makam (Adalet Bakanlığı), iade sürecinin idari ve diplomatik yönünü yürütür. Bu kapsamda, talep eden devletle 'hususilik' ilkesi, 'yeniden yargılama' güvencesi veya 'idam cezasının infaz edilmeyeceği' gibi konularda teminat alışverişinde bulunabilir. İşte bu tür teminatlar ve kabul edilen şartlar, adli mercileri bağlar. Örneğin, Merkezi Makam idam cezasının uygulanmayacağına dair teminat almışsa, mahkeme 'idam cezası var' diye iadeyi reddedemez. Ancak bu, mahkemenin yargısal denetim yetkisini ortadan kaldırmaz. Mahkeme, iade talebinin 6706 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki diğer ret sebeplerini (siyasi suç, işkence tehlikesi, kişinin kişisel durumu vb.) taşıyıp taşımadığını, delillerin somut olup olmadığını ve diğer yasal koşulları bağımsız olarak denetler. Yani, Merkezi Makamın verdiği teminat, iade için bir 'olmazsa olmaz şartı' yerine getirir, ancak iadenin kabulü için 'yeterli şart' değildir. Mahkeme, diğer yasal koşulların yokluğu halinde iade talebini yine de reddedebilir. Bu yorum, hem kanun metnine hem de Anayasa m. 138'e uygun bir dengedir.