CMK m. 176/3'te belirtilen 'Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.' hükmü ile CMK m. 196/2'de düzenlenen 'sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilebileceği' hükmü, tutuklu sanıklar açısından nasıl bir etkileşim içindedir? Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2012/25817 E. sayılı kararında hangi kuralın ihlal edildiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289313

CMK m. 176/3, tutuklu sanığın duruşmaya çağrılması usulünü düzenlerken, genel kural sanığın yargılamayı yapan mahkeme huzurunda bizzat bulunmasıdır. CMK m. 196/2, sanığın istinabe (talimat) yoluyla başka bir mahkemede sorguya çekilmesine istisnai olarak izin verir. Ancak Yargıtay içtihatları, özellikle tutuklu sanıklar söz konusu olduğunda, bu istisnanın çok dar yorumlanması gerektiğini ve kural olarak savunmanın bizzat yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiğini vurgular. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2012/25817 E. sayılı kararında, tutuklu olan sanığın savunmasının bizzat yargılamayı yapan asliye ceza mahkemesi tarafından alınması gerekirken, başka bir yerdeki sulh ceza mahkemesi tarafından talimatla alınması, CMK m. 196/5'e ('Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntemle sorgu yapılır.') ve genel savunma hakkı ilkelerine aykırı bulunmuştur. Kararda, tutuklu sanığın savunmasının bizzat yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiği, bu kurala uyulmamasının savunma hakkını kısıtladığı belirtilerek kanun yararına bozma talebi kabul edilmiştir. Bu, özellikle tutukluluk gibi ağır bir tedbir altındaki sanığın, 'doğrudan doğruyalık' ilkesi gereği, hakkında karar verecek olan hakimlerle yüz yüze gelerek savunma yapma hakkının önemini vurgular.